ANA SAYFA   I   BUGÜNÜMÜZ  I   GEÇMİŞİMİZ   I   MENÜ  I   GALERİ   I   REZERVASYON  I   ULAŞIM

GARIBALDI Restaurant Bar Fasıl

GARİBALDİ Restaurant & Fasıl 'a Hoşgeldiniz

Garibaldi, geleneksel Türk mutfağı ve Türk Sanat Müziği'nin eşsiz örneklerinden oluşan fasılla, gözünüze, damak zevkinize ve kulağınıza hitap ediyor.

          Garibaldi kimdir?


   
Bir rivayete göre:
          Giuseppe Garibaldi binler seferi ya da kizil gomleklileri seferi diye bilinen bir hareketin kurucusudur. Sicilya'dan başlayarak kuzeye dogru topladiği gonullulerle Roma'yi baskent yaparak İtalya'nin tek bir devlet altında birleşmesi icin calişti. Kendisine büyük servetler önerilmesine rağmen hareketinden vagçemeyen Garibaldi'nin adı romantik devrimciler arasinda sikça zikredilir. 1862 yilinda Roma yenilgisinden sonra İstanbul'da sürgün hayati yaşayan Garibaldi amcamiz Çiçek sokak'da Madam Sauvaigo'nun pansiyonuna yerleşip fransızca dersleri vermis. Bu yüzden ismi kaldigi Beyoglu'ndaki bir restorana da verilmistir.


            
http://www.geocities.com/arkeoloji2000/istanbulitalyan.htm ' a göre:

 

          GARİBALDİ VE SOCIETA
 

          "İtalyanlar Osmanlı İmparatorluğu'nda bir Latin milleti olarak örgütleniyorlar ve Roma Katolik Kilisesi'ne bağlı diğer Avrupalılar da bu millet grubundan sayılıyor. Bu nedenle de 18. yüzyıl sonuna kadar İtalyanca tüm Katolik Avrupalılar'ın dili durumunda. Bundan sonradır ki Latin milleti denen grup Fransızca kullanmaya başladı," saptamasını yapıyor İlber Ortaylı. Gerçekten de 19. yüzyıl Levantenleri kendilerine özgü demode bir Fransızca kullanıyor. Ancak İtalyanlar kendi dillerini devam ettiriyorlar gene bu dönemde. İtalya'nın her bölgesinden ve her sınıf halktan göçmen İstanbul, İzmir ve İskenderiye gibi kentlere göçmeye başlıyor. İtalya'daki ekonomik kriz ve işsizlik sonucu bu kentlerde şanslarını deneyenler arasında inşaat işçi ve ustaları önemli bir grup. İşte bu koşullarda 1863'te İstanbul'da İtalyan İşçileri Dayanışma Derneği kuruluyor. Adı "La Societa Operia Italiana di Mutuo Soccorso" olan dernek, işçilerin ortak sorunlarına çözüm bulmak amacı ile oluşturuluyor. Dönem İstanbul'da çok sayıda büyük yapıların inşa edildiği dönem. Bugün Beyoğlu İstiklal Caddesi Deva Çıkmazı'nda yer alan ve Türkiye Çalışma Tarihi içinde de adı geçen Societa'nın adı ünlü İtalyan generali ve cumhuriyetçi vatanseveri Guiseppe Garibaldi ile birlikte anılıyor. 1862'deki Roma yenilgisi sonrası İstanbul'a gelip Galtasaray Linardi Sokağı'nda (bugünkü Çiçekçi Sokak) Madam Sauvaigo'nun pansiyonuna yerleşip Fransızca dersler veren Garibaldi, beraberinde Napolili ve Kırmızı Gömleklilerden oluşan bir siyasal sığınmacı grup ile geliyor İstanbul'a. İşte bu grup Societa'yı kuruyor, ilk başkanlığa Garibaldi'yi seçiyor ve Jurnal Sokak'taki ilk binasına yerleşiyor. Garibaldi 1862 yılındaki doğumgününü Galatasaray'da o dönemin ünlü Naum tiyatrosunda kutluyor. Gene onun isteği doğrultusunda Societa'nın Prusya'ya karşı savaşan İtalyan ordusu için 10 bin Frank ve 45 gönüllü gönderdiği de bilinen bir gerçek.
          1862'de Garibaldi ile birlikte İstanbul'a gelen Kırmızı Gömlekliler'den bir tanesi de Doktor Gennaro Marchesi. Napoli'de Kardinal Andolfi'nin de yeğeni olan Marchesi dayısının, "Aman bir an önce git buralardan, politik ortam müsait değil, tutuklanacaksın," öğüdü üzerine İstanbul'a geliyor. Aynı zamanda mason olan ve ayrıca güzel sanatlara düşkünlüğüyle de tanınan Marchesi İstanbul'da Beyoğlu'na yerleşiyor. Societa'nın kurucularından biri oluyor. İstanbul'da doktorluğunu sürdüremediği için bir müddet resim hocalığı yapıyor. St. Esprit ve birkaç Rum ve Ermeni kiliselerinde, ayrıca Topkapı, Yıldız saraylarındaki pavyon ve odalarda kendi ekibiyle restorasyon çalışmaları düzenliyor. Beyoğlu'nda tanıştığı Matmazel Guiseppina ile evleniyor ve bu evlilikten doğan Ernesto Marchesi de İda Lepori'nin dedesi oluyor. Bu malumat torun İda Lepori'den.
Bugün Levent'te annesi ile ikamet etmekte olan bayan İda Lepori Cihangir Güneşli Sokak doğumlu. İtalyan Lisesi'ni bitirdikten sonra Roma İktisat Fakültesi'nde iktisat okuyup, Neuchatel'de master yapmış.
         Societa Operia'nın başkanlığını bugün Demetrio Monteverde yapıyor. Monteverde çok eski İtalyanlardan sayılmaz. Porta Civita Nova doğumlu ve elli yıllık buralı. Çiçeklerden oluşan bir esans fabrikası kurmak amacıyla Türkiye'ye yerleşmiş bir kimyagerin oğlu. Ancak o zamanlar, yani 40'lı yıllarda imbik alma izni çıkaramadığından bu arzusu gerçekleşmemiş babasının.
        Bugün Firüzağa Akarsu Caddesi Kristal Apartmanı'nda oturan Lucia Borcic'in büyük dedesi Constantino Fiorentino Rossi işte bu dönem gelmiş Qasalmonte'den. Mimar olan oğlu Vittorio Rossi Amerikan Konsolosluğu, Haydarpaşa Tren İstasyonu gibi büyük yapıların inşasına katılmış ve Adana'daki Tütün Tekel Binası'nı yapmış. Uzun zaman, gene aynı dönem gelen ve İstanbul'da çok ünlenen mimarlardan Eduardo de Nari ile de çalışan Rossi'nin en önemli yapıtları olarak Galatasaray Hamalbaşı Sokak'ta "Rossi Evleri" olarak adlandırılan ve bir kısmı bugün yıkılmış olan konutları sayabiliriz. Vittorio Rossi bu evlerden birinde kendisi de oturmuş. Rossi'nin Cihangir - Sıraselviler doğumlu torunu Lucia Borcic'in baba tarafı Avusturya kökenli Levanten Fettel ailesinden. Madam Lucia Yeşilköy'de bugün artık var olmayan İtalyan ilkokulu Ivrea'ı bitirip, daha sonra St. Pouchherie ve Sankt Georg'da okumuş. Eşi Emil Borcic de Hırvat kökenli bir Levanten. Karı koca eski Beyoğlu havasını özlemiyor değiller. "Societa Operia'da, Casa d'Italia'da çok hareket vardı," diyorlar ve baloları unutamıyorlar.

 

          YEMEK VE RESTORAN KÜLTÜRÜ


        
  Türkiye İtalyanlarında yerli halklardan yani Rumlar, Türkler, Ermenilerden etkilenip dolayısıyla İtalya'dakilerden farklı olarak oluşturulmuş bir kültür saptamak zor. Yemek alanında da aynı şekilde. Beyoğlu'lu olanlar bilir ki meşhur bir rostoları vardır. Pazar günleri yerler. Yanında makarna yaparlar ve etin salçalı sosu ile karıştırırlar. Yanında çok kez Chianti şarabı içilir. Tatlı olarak Panetone'leri ünlüdür. Panetone kuru üzüm, portakal kabuğu ve konyak içeren bir kuru pastadır ve Noel'de çok yenir. Bir de Crudo isimli pişmemiş jambonu sever İtalyanlar. Peki nerelere gidip yemek yerler veya yerlerdi?
          Geçmişe bakınca Degüstasyon ilk akla geleni. İstiklal Caddesi'nde Citè de Pera'ya (Çiçek Pasajı) girerken sağda bugün Gold adlı fast food restoranın bulunduğu mekanda yer almış Degüstasyon. 1920'lerden başlayarak 1978'deki Çiçek Pasajı çöküşüne kadar Edmondo Morigi'nin yönetiminde ağırlıklı olarak İtalyan yemekleri sunan lokanta, daha sonra Çiçek Pasajı'nda açılan küçük meyhane ve restoranların tümüne öncülük ediyor. Ahmet Haşim, Yahya Kemal, Eşref Şefik, Süleyman Nazif, Münir Nurettin Selçuk ve Adnan Menderes'in sık sık uğradığı bu mekânın adına bazı şairlerin şiirlerinde, yazarların romanlarında da rastlıyoruz.
          Bugün de İstanbul'un birçok yerinde severek gidilen İtalyan lokantaları var. Ancak geçen ay Yeniköy'deki Avunduk Köşklerinde açılan Mafalda Restoran'ın ayrıcalığı başka. Restoranın sahibi Leonardo Armanlı Guiseppe Carlotti'nin torunu. Guiseppe Carlotti İstanbul'un ilk kanalizasyon kapaklarını inşa eden adam. Guiseppe Carlotti'nin Natalie Carlotti ile birlikte geçen yüzyıl sonunda Şişli'de kurduğu "Karlotti Biraderler" şirketi, D'Apei firmasının yanısıra Türkiye'nin ilk demir döküm şirketlerinden biri.

Garibaldi Bar Restaurant Fasıl
İstiklal Caddesi Perukar Çıkmazı (Odakule yanı) No:3/A Beyoğlu - İSTANBUL Telefon : 0 212 245 25 22 pbx  e-posta :  garibaldi@garibaldi.com.tr